Bir korkusuz savcı çıkar mı?

Arslan TEKİN
ads

13 Eylül 2021 Pazartesi

Eski Bakan Erdoğan Bayraktar, “Susmayacağım, susturmazlar!” demeye getiriyor. Israrla 17/25 Aralık 2013’te akılları durduran, yolsuzluklar, rüşvet, hırsızlık… Ne ararsan var olanın üzerine üzerine gidiyor. Kendisinin de “hırsızlar çuvalı” içine konmasını bir türlü hazmedemiyor. Bilmiyorum hazmedemediğinden mi yoksa “Beyefendi”den beklendiği yakın ilgiyi göremediğinden mi? Her hücumunun ardından, geri vitese taksa da artık bunu bir ehemmiyeti kalmıyor. Üç bakanı doğrudan suçladığı gibi, “Beyefendi”yi de doğrudan hedefe koyuyor. Altan Avşar‘ın röportajında “[Liderler içinde] En sağlam adam budur. Bana kötülük yaptı, büyük kötülük yaptı. Bana yaptığı kötülüğü kabul etmiyorum.” demesini nasıl yorumlayabiliriz? “Hırsızlar”la aynı çuvala konmaktan duyduğu rahatsızlığı dile getirmediğini söyleyebilir miyiz?!

Erdoğan Bayraktar, “Benim dosyamda ne varsa, hem tapeler doğrudur, hem teknik takip doğrudur hem de benim telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur. Onlarınkiler yanlış olabilir, benimkiler doğru.”

(“Onlarınki” dediği, rüşvet ve yolsuzlukla suçlanan diğer üç bakan.)

Bu sözlerini sonra pekiştiriyor: “Dosyam var, dosyada ne varsa kabul ediyorum, benim suçum. Telefondaki konuşmalar bana aittir, tapeler bana aittir, renkli çekilen kameralar, teknik takiptekilerin hepsi bana aittir.”

 “Beyefendi”nin ve diğer üç bakanın tapelerinin ve görüntülerinin de doğru olduğuna ister istemez inanıyorsunuz.

Erdoğan Bayraktar‘ın şu sözlerinin yorumunu size bırakıyorum: “Kahpe FETÖ’nün savcısı bile benim soruşturma dosyama rüşvet ve yolsuzluk kelimelerini koyamadığı hâlde beni rüşvet ve yolsuzluk çuvalının içine koydular.”

 “Hırsızlık var!!!” diye avazı çıktığı kadar bağırmıyor mu?

E. Bayraktar sonra Fikret Bila‘ya da konuştu, 8 yıldır boğazımda bir düğüm var… Tarafsız bir savcı çıksın, bu dosyaları incelesin. Gerek görürlerse Yüce Divan’a gitmekten de korkmam.” dedi.

Bütün anlattıkları suç duyurusu ama hangi savcı harekete geçebilecek?

*

12 Eylül Cuntası’nın başı Kenan Evren hakkında ilk suç duyurusunda bulunan ve ilk davayı açan Adana Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu‘yu (1952-2014) hatırlayanınız var mı? 2000’li yılların başlarında çok konuşulmuş çok tartışılmıştı.

Haberi okuyalım:

“Kayasu, Evren hakkında neden iddianame hazırladığını ise şöyle anlattı:

“Önemli olan ben değilim. Şahsımın hiçbir önemi yok. Önemli olan Kenan Evren’in yaptığı fiillerdir. Fiiller suç teşkil ediyorsa ki, teşkil ettiği kanaatindeyim, o yüzden savcı olarak iddianame tanzim ettim. Bugüne kadar başka birisinin iddianame tanzim etmemesi bunun suç olmadığını ortaya koymaz.”

Kayasu, beş sayfalık iddianamesinde Evren ve arkadaşlarının bugüne kadar ‘ordunun sahip olduğu silah gücünün toplum üzerinde yarattığı korku’ nedeniyle yargılanamadığını savundu ve şöyle dedi:

‘Demokrasilerde üstün olan sadece hukukun gücüdür. Türkiye’de ise maalesef gücün hukuku egemendir. Nitekim, bütün dünyada Lockhead uçak firmasının verdiği rüşvetlerden dolayı başbakanlar bile yargılandığı halde, Türkiye’de ise, rüşveti alan kişi üst rütbeli bir general olduğu için hakkında soruşturma bile açılmamıştır.’” (Milliyet, 30 Mart 2000)

Sacit Kayasu, büyük mücadele verdi, meslekten ihraç edildi, cezaya çarptırıldı ama yılmadı.

Ne demek istediğimi anladınız… Erdoğan Bayraktar‘ın iddiaları üzerine 17/25 Aralık’ı masaya yatıracak bir korkusuz savcı çıkar mı?

ads

Leave a Comment

Your email address will not be published.

ads

You may like

ads
In the news
Load More
ads