12 Eylül, 15 Temmuz ve kara lekeler…

Arslan BULUT
ads

13 Eylül 2021 Pazartesi

12 Eylül için “Demokrasinin kara lekesi” deniliyor. Peki, 15 Temmuz utanç günü neden fiilen bayram olarak kutlanıyor?

“15 Temmuz FETÖ kalkışması kutlanmıyor, 15 Temmuz kalkışmasının bertaraf edilmesi kutlanıyor” denilebilir. Doğru ama Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesi, 15 Temmuz sonrası, tek adam yönetimiyle fiilen ortadan kaldırılmış değil midir? Bir ülkede demokrasiden bahsedebilmek için adil seçimlerle oluşturulmuş bir parlamento olmazsa olmazdır değil mi? Oysa Meclis’te yönetim sistemini değiştiren sözde gizli oylamada bile milletvekilleri oylarını parti komiserlerine göstererek kullanmıştır! Yine sandıklarda sayım devam ederken mühürsüz oyların geçerli sayılması, referandumu da gayrımeşru kılmıştır.

“Atı alan Üsküdar’ı geçti” demekle, meşruiyet sağlanmış mı oldu? Çalınan at da değil, millet egemenliğidir!

***

Alınan kararlara tek tek bakarsanız da çoğunun hukuk dışı olduğunu tespit edersiniz! Mesela Türkiye’nin Suriye aleyhinde asker toplaması, bunlara eğitim vermesi, lojistik destek vermesi, silah vermesi, maaş vermesi meşru mudur? Suriye’yi parçalamak esasen bir ABD projesi değil midir? TBMM’nin terörist takibi amacıyla verdiği sınır ötesi operasyon yetkisi, Suriye aleyhine bu ülkede, başka bir ordu kurma yetkisi veriyor mu? Kaldı ki TBMM bile böyle bir yetki veremez, çünkü hukuk dışıdır, uluslararası suçtur! ABD için de suçtur!

Suriye’nin kuzeyinden milyonlarca insanın, Türkiye’ye sürülmesi, boşaltılan topraklarda, bir terör örgütü devleti kurulması konusunda, Türkiye’nin bağımsız olarak aldığı ve uyguladığı bir karar var mıdır? Ya Afgan askerlerinin kabulü meşru bir karar mıdır?

Suriye’de yapılan askeri harekâtlar, ABD’nin izin verdiği 32 kilometre derinliğe kadardır! Bağımsız bir ülke, askeri harekâtının sınırlarını başka bir ülkenin dayatmasıyla belirler mi?

12 Eylül’ün demokrasiye sürülen bir kara leke olduğu, şartların olgunlaşmasının beklendiği, hatta terör olaylarının artırılması suretiyle halkta bir beklenti oluşturulduğu söylenebilir. Peki ama Suriye krizi sonunda Türkiye’nin geldiği durum, Türk tarihi açısından kara bir leke değil midir? Türk tarihinde güçlünün yanında yer alarak zayıfı ezmek var mıdır?

***

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriyeliler ve Afganlar konusunda konuşurken, “Türkiye’de bu işin bir sorun olduğunu görüyoruz. Toplumda bir rahatsızlık da var. Bu işe sadece güvenlik açısından bakmak da doğru değil” gibi sözler sarf etmeye başladı!

Ne oldu ensar-muhacir söylemine? Yoksa AKP’ye desteğin düşmesinin ana sebeplerinden biri de ülkenin nüfus yapısının değiştiriliyor olması mıdır? Kamuoyu yoklamalarından bu veriler mi çıktı?

***

Maltepe’deki mitinge de bu konudaki kamuoyu yoklamalarından sonra mı izin verildi? Öyle ya genetik sıvılar konusunda da Biden‘ın kararları, sanki pilot bölgeymiş gibi önce Türkiye’de uygulanıyor! Hani şu vücudunda genetik operasyon yapılmasına izin vermeyen kamu görevlilerine haftada iki test yaptırmak zorunluluğundan ve seyahat özgürlüğünün yok edilmesinden bahsediyorum. “ABD, önce Türkiye’de deneme yapıyor, sonra kendisi uyguluyor” gibi bir görüntü var!

***

Okulları niçin açtıkları ise Bitlis’in Tatvan ilçesinde ortaya çıktı! Mobil sağlık ekipleri, liselerde “gönüllü öğrenciler”e genetik sıvıları zerk etmeye başladı! Tatvan, Türkiye’nin pilot bölgesi herhalde!

Bu uygulamalar sürerken, bazı hububat ve bakliyat ürünlerinin ithalatında gümrük vergisi sıfırlandı! Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, “Çiftçi üretimden vazgeçebilir. Bence en ciddi tehlike bu.” dedi!

Milleti bir de açıkla sınayacaklar ki bir kuru ekmek için özgürlüğünden tamamen vazgeçsin!

ads

Leave a Comment

Your email address will not be published.

ads

You may like

ads
In the news
Load More
ads